İlkay ERSOY – TOKKDER Yönetim Kurulu Başkanı
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada, pozisyonundan çektiği kadar…
Yabancı para pozisyonu taşıyıp taşımadığı, taşıyorsa kısa mı uzun mu olduğu, ne kadar taşıdığı, nasıl hesaplanacağı bu kadar çok tartışılan ve bu denli farklı görüşler olan bir başka sektör yoktur sanırım.
Birkaç ay önce çok sevdiğim ve kendilerinden çok şey öğrendiğim iki dostum ile teknik bir sohbet esnasında biri “Ben ikinci ele dönen araçları bir süre satmıyorum, kurlar arttı ve araçların EUR üzerinden getirisi düştü, bir süre bekletiyorum” dediğinde diğer dostum “Ben araçların EUR değeri ile ilgilenmiyorum, her şeyi TL takip ediyorum artık. Türkiye’de yaşıyoruz ve her şeyimizi TL takip ediyoruz” şeklinde cevap verdi.
Sizce hangisi doğru yaklaşımı gösteriyordu? Aslında ikisi de diyebiliriz. İkisi de derken farklı açılardan değil, aynı açılardan ikiside haklı ve doğru değerlendirme yapıyorlar. Sorun EUR mu, yoksa TL mi takip ettiğinizde değildir. Hangisine göre takip ederseniz edin, ona göre bir sistem kurarsanız doğru sonuca varırsınız.
İkinci elde öngörülen EUR fiyatı tutturmak önemlidir. Peki, o fiyatı tutturmak için katlanılan finans maliyeti dikkate alınmakta mıdır? İlgili araca bağlı kira tahsilatındaki artış ile anapara ve faiz ödemelerindeki artış ne olmuştur? Hatta belki sanıldığından çok daha fazla etkisi olan operasyonel giderlerki tamamına yakını TL endekslidir- EUR cinsinden ne kadar düşmüştür? Kur artışı dolayısıyla aslında daha fazla KDV ödemekte misiniz?
Aracın ikinci elde EUR değerinin yüksek olup olmadığı ile ilgilenmiyorsanız dahi bu soruların cevapları önemlidir ve karlılığınıza önemli etkisi olacak finansal unsurlardır.
Bu yazıda neyin doğru olduğunu, ne yapılması gerektiğini tartışmayacağız, hatta kendi yönettiğim şirkette oluşturduğum sistemi dahi bir model olarak anlatmayacağız. Sadece “takip edilmesi gereken ana maddeler nelerdir, nasıl yönetilebilir” sorularını irdeleyerek zihinleri açmaya çalışacağız. Somut çözümlerden çok, sıklıkla unutulan kutulardaki önemli başlıkları kutularından çıkarmaya çalışacağız.
Öncelikle tüm rakamlarımız EUR mu TL mi takip edilmeli? Cevap: Seçim sizin, doğrusu yok. Peki, yanlış olasılığı var mı ve nedir? Yanlış olan seçim değil, o seçime uygun takip ve yönetim sistemi kurmamakta. Açalım:Tüm rakamları TL ya da EUR takip etmek cümlesindeki “tüm rakamlar” ifadesini açarsak, konu biraz daha netleşmeye başlar. Tüm rakamları şu şekilde sıralayalım.
1. Aylık Kira Geliri + KDV’si
2. İkinci El Değeri + KDV’si
3. Operasyonel Giderler + (KDV’ye konuolanlarının) KDV’si
4. Anapara Ödemeleri
5. Faiz Ödemeleri
6. Ödenecek KDV
Ana nakit girdi ve çıktıları yukarıdaki gibi özetlenebilecek olan bir lüks araç kiralama projesinin açık pozisyonu olup olmadığını hesaplamak için öncelikle hangi kalemlerin yabancı paraya endeksli olduğunu tespit etmeliyiz. Yabancı para bazlı projelerde 1, 2, 4, 5 no’lu kalemler yüzde yüz yabancı para iken, 3 no’lu kalem TL’dir.
Peki, 6 no’lu kalem, yani en nihayetinde devlete ödeyeceğimiz KDV nedir? Bunu çoğunlukla eksik bir analiz ile TL olarak değerlendirir sektör. Çarpıcı bir soru : “Bir lüks araç kiralama projesinin KDV dahil tüm kira gelirleri, tüm anapara ve hatta faiz ödemelerini de karşılayacak seviyedeyse, yani aylık EUR tahsilatlarınız ile aylık EUR ödemeleriniz birbirine eşitse, hiç bir balon ödemeniz olmadığı varsayımı altında, açık pozisyonunuz var mıdır? Evet vardır, ödeyeceğiniz KDV yabancı paraya endekslidir çünkü ödenecek KDV’yi belirleyen en önemli unsur olan kira gelirleri, kura endekslidir.
Balon ödemesinin etkisi ise, ödemenin ve tahsilatların farklı tarihlerde olmasından kaynaklanan bir risk yaratması şeklinde ortaya çıkar. EUR 20.000.- borcunuz karşılığında EUR 20.000.- alacağınız var iken açık pozisyonunuz var mıdır? Ödeme ve tahsilat tarihleri farklıysa vardır.
İkinci el gelirine gelince, çoğunlukla kuvvetli şekilde yabancı paraya endekslidir ancak markaya, eldeki stoklara, fiyatlama politikasına bağlı olarak 1-3 ay gecikme ile kuru takip eder. Özellikle ani kur artışlarında bu daha da gecikebilir.
Tespit 1: Yabancı para bazlı her tür lüks araç kiralama projesinde; KDV kaynaklı açık pozisyonunuz vardır, sanılanın çok üzerinde bir açık pozisyon yaratır, hesaplanmalı ve yönetilmelidir.
Tespit 2: Balon ödemeniz varsa; her durumda yine pozisyonunuz vardır, hesaplanmalı ve yönetilmelidir.
Tespit 3: İkinci el gelirleri yabancı paraya endekslidir, pozisyonunuzu etkiler.
Bu faktörler zaten çoğunlukla bilinen faktörlerdir ancak her biri tek tek yönetilmeye çalışılır. Kiralama dönemi içinde veya sonunda kur kar/zarar analizi yapılırken de yukarıda sayılan tüm kalemlerin yarattığı kur kar ve zararları hesaplanmaksızın hareket edilir. Genellikle yapılan hata kira gelirleri ile anapara ödemelerinin dikkate alınmasıdır.
Bugüne kadar bu tür bir değerlendirme yapmamış herkes basit bir alıştırma yapsın. Göreceksiniz konulara biraz daha farklı bakmaya başlayacaksınız. Biten lüks araç kiralama projeleri ile alakalı olarak yukarıda sayılan altı kalemi tek tek muhasebeciniz veya finansçınızdan isteyin. İsterken “lüks araç kiralama başlangıcındaki kur sabit kalsa idi gerçekleşecek olan rakamlar” ile “gerçekleşen rakamları” TL olarak isteyin. Verebiliyorlarsa ilgili dönemdeki ağırlıklı ortalamalara göre hesaplanmış ortalama kuru da isteyin ki yüzde kaç kur artışı hangi kalemlerde, yüzde kaç fark yaratmış görün. Sonra aralarındaki farka bakın. Çok eğleneceksiniz. Belki telaşlanabilirsiniz ama konunuza olan finansal hakimiyetinizin önemli ölçüde arttığını da göreceksiniz.
Peki, tüm rakamlarınızı EUR mu TL mi takip etmelisiniz?
TL takip ediyorsanız yukarıdaki alıştırma şeklindeki analiz şirket raporlamalarınıza girmiş olmalı, tüm biten işler için geçmişe yönelik, tüm yeni kiralama işleri için geleceğe yönelik.
EUR takip ediyorsanız KDV’nin TL bacağı ile operasyonel giderlerden oluşan EUR bazlı karları hesaba dahil etmelisiniz. Artık TL endeksli rakamların EUR karşılıklarından kar veya zarar ihtimaliniz var demektir.
Demek ki performansınızı hangi para cinsinden takip ettiğiniz önemli değil, önemli olan tüm rakamlarınızı aynı para cinsine dönüştürüp performans ölçülmesidir, rakamların bir kısmını veya en büyüklerini değil. Bazen küçük olduğunu varsaydığınız bir rakam sadece siz hesaplamadığınız için büyük bir zarar oluşturuyor olabilir.
Tespit 4: Hangi para cinsinden takip ettiğiniz önemli değil. Önemli olan tüm rakamları aynı para cinsinden takip etmektir.
Son aşamada ise en önemli analiz geliyor. Yarattığınız karı artık tam olarak hesaplayabildiniz. Ne kadar kısmının kur etkisi dolayısıyla oluştuğunu ya da kaybolduğunu da gördünüz. Artık karınızın nereden geldiğini anlamak önemli. Sizin kontrolünüz dışındaki bir takım faktörlerin (kurlar) oynaklığından mı yoksa gerçek operasyonlarınızdan mı? Gerçek operasyonlarınızdan ise hangi operasyonlarınızdan? Finansal ürün bacağından mı ettiniz? İkinci elden mi, yoksa satış sonrasından mı? Satış sonrasında ise sigorta mı, hasar yönetimi mi, lastik operasyonu mu, bakım onarım operasyonu mu? Hangisinden ettiniz bu karı? Ya da hangilerinin payı ne kadar? Bu başlıklardan herhangi biri belki de büyük zarar ettirebiliyor olabilir mi? Ya da en karlı olanı belki sizin hiç ummadığınız bir kalem midir? Bu başka bir aşama.
Birlikte öncelikle kontrolümüz dışında oluşan kar ve/veya zararları hesaplayalım. Bunu nasıl izole edebileceğimizi ve yönetebileceğimize bakalım.
Sonra karın ya da zararın gerçek operasyonlarımızdan mı yoksa dışsal faktörlerden mi geldiğini anlayalım.
En son aşama hangi operasyonlarımızın ne kadar karlı ve zararlı olduğunu hesaplayabilmek.
Bu gidişat, bu metodoloji işimizi de nasıl yönetmemiz gerektiğini öğretecek ve yol gösterecek bir metodolojidir aslında.
Bu yazımızda işin doğrusu şudur veyahut budur diye bir şeyler işaret edilmiyor. Amaç daha çok zihinlerimiz açılsın, işleri daha sağlıklı algılayabilelim, zaman zaman da ezberlerimizi bozalım. Ancak böyle gelişim gerçekleşebilir, inovasyon ancak bu durumda oksijen bulabilir.
Herkese sevgi ve saygılarımla.

Alıntıdır;

http://tokkder.org/tokkder-dergi/2396

comments are closed .